18 Ocak 2009 Pazar

unutmuşum

aşağıdaki metni, sanırım bir sene önce yazmışım. yayınlamayı unutmuşum.

çocukluğumdaki kiraz

geçen sene doğum günümü kutlarken antalya’da arkadaşlarıma demiştim; seneye beni unutun, ailemin yanında olacağım diye.. planım gerçekleşti. yeni yaşımı ailemin yanında, eskiyen yaşların acısını çıkartarak kutlayacağım. acaba kaç yaşını kutlayacak diye yükselen soru cümlelerini duyuyorum. annem yazdığımı duymasın sakın! haziran ayı içinde 30 yaşımı doldurmuş olacağım.

40 günlük bebekken gelmişim kiraz’a: çocukluğumun mutluluk kalesine. uzaklıklar beni kiraz’a daha düşkün yaptı çocukluğumdan beri.. küçükken tire’ye gittiğimizde ki aslında tireliyiz. kiraz’a dönmek için çırpınırdım. hatta bir keresinde anneme “anne kiraz’a gidelim, gölgelerini bile özledim” demişim. veee tabi kiraz’da almışız soluğu..

oysa gittiğim şehre alışırım ben, istanbul’dan korkarım ayrı ama orada yaşamak gerekirse orada da yaşarım fakat tercih etmem o ayrı mesele..!

sokaklarında dolaşırken kiraz’ın, anılarımı topluyorum bir bir.. henüz “hey gidi gençlik” demiyorum ama içten içe şanslı sayıyorum kendimi.

komik ama derede terlik yüzdürdüğüm yaşlarda ben dünya’nın suludere köyü’nde bittiğini, sonrasının büyük bir boşluk olduğunu sanıyordum.

çıtlık sevdasına annemden gizli köy köy gezdiğimi, salçalı ekmek yemek için kolcu nine’ye gitmemin sebebi o eşsiz lezzetli ekmek miydi yoksa kolcu nine’nin tatlı şefkati mi, şu an bilemiyorum.

uçmayan uçurtmalarım, yağmurlu günlerde peter pan’a yazdığım mektuplar,

özgür ve uygar ile peşine düştüğümüz uzaylılar…

değişmeyen bir şey var pazar günleri hala sıkıcı kiraz’da..
*görsel kiraz'da yapılan iğne oyası motiflerinden güzel bir örnektir.

2 yorum:

Tiger's Sigh dedi ki...

Çok güzel bir yazı... hani bir sayfa daha uzatsaydın kiraz a gitmiş gibi olabilirdim.. atmosferine girdim, çocukluğunla tanıştım eline sağlık

derya dedi ki...

teşekkür ederim. orjinaline müdahale etmek istemedim tatlım