bedenimin solu
yatağın sol tarafı
sol yanım
dün gece, sağ kolumda yatan umut yoktu
nasıl bir özgürlüktü
sola dönmek
sağ tarafım ise büyük bir boşluk!
çünkü benim yazılarım;bir kadim gücün, sabrını, birkadının sezgisini ve bir yazarın dürüstlüğünü taşır. her satırında yaşanmışlığın izini taşıyan mühürdür. sözcüklerin ezgilerinin büyülü melodilere dünüştüğünü hayal ediyor ve sabırsızlanıyorum. aynı hayali paylaşacak yaratıcı ruhlarla buluşmak dileğiyle..
bedenimin solu
yatağın sol tarafı
sol yanım
dün gece, sağ kolumda yatan umut yoktu
nasıl bir özgürlüktü
sola dönmek
sağ tarafım ise büyük bir boşluk!
18 haziran; umut'un ilk ''anne'' dediği gün.
mutluluktan havaya uçtuğum gün!
kişisel tarihimin en önemli ikinci günü..
umut artık bana; ''bebeğim'' şımarınca ''bebeeem'', ''şekerparem, bitanem'' diyor.
eriyor, eriyor kimi zaman atom parçacıklarına ayrılıyorum.
düşlerimi durduramıyorum.
ilkokul çağında bir kahvaltı masasında; 18 haziran'da ''bugün bana ilk anne dediğin gündü'' dediğimdeki halini, yüzünü, saçlarını, gülüşünü..
ortaokul döneminde bilgisayarda oyun oynarken; ona sarılıp; 'bugün bana ilk anne dediğin gündü'' dediğimdeki halini, yüzünü, saçlarını, gülüşünü..
lisede arkadaşları ile buluşmak için hazırlanırken; karşısına dikilip 'bugün bana ilk anne dediğin gündü'' dediğimdeki halini, yüzünü, saçlarını, gülüşünü..
üniversitede final zamanıdır haziran. ders temposunun arasında bir şişe bira açıp 'bugün bana ilk anne dediğin gündü'' dediğimdeki halini, yüzünü, saçlarını, gülüşünü..
bana bu günleri göster sevgili yaratıcı.
''yorgunum''
diyemeyecek kadar yorgunum.
yorgunluklarımı konuşmak istemeyecek kadar; başkalarının bu yorgun düşmüş hallerimi anlamasını beklemeyecek kadar durgunum.
yorgunlukları bastıran kahkalar,
yorgunlukları yok sayan sözcükler,
yorgun değilmiş gibi dik duruşlar,
aşkla yoğrulmuş yorgun bakışlar..
nemli iklimler gibi yanaklarım
gülerken süzülüyor minik denizlerim
makyajımı kullanılmış palet gibi dağıtıyor tuzlu damlalar
aynada göz göze geldiğimde
buğulu gözlerimle
şunlar geçiyor aklımdan;
bu kadar güzel ağlarsan hep ağlatırlar...
dilinde hiç söylemediğin bir şarkıyı mıraldanarak uyanıp
dans eder gibi vedalaştığında yatağınla,
neşeli allık fırçası dokunuşları
ve
son noktayı koyan rujun,
yazı kucaklayan yasemin kokun harmanında;
kendiliğinden sarıp sarmalayan ipeksi keyif duygusu..
merhaba sana!