
suskunluklarım gizemli bir hal aldı. sakıncası yok!
iskeleye oturdum, uzandım, ayaklarımı salladım. güneşi içime çektim. kendimle bile konuşmadım. göğün ve denizin mavisinin esiri oldum. tüm bildiklerimi unuttum. zamanı ve düşüncelerimi dondurmuştum. güneş gitti, çözüldü düşünceler. ürperdim. kendime sarıldım. iyi ki bu beden ve düşüncedeyim dedim. tüm hırçınlıklarıma, hatalarıma rağmen kıyamadım kendime. hiç bir şeye sahip olamasam da, ben kendime sahibim. avunabilirim, bu hayatta kendimle derken hava karardı.
bebeksi bir sevinçle, yürüdüm, mavinin kıyısında. düşünceler tüy hafifliğinde. sanırım bu duyguya “huzur” diyorlar. sahilin sonundan gelen şarkıyı duydum, “anlamazdın”. yönümü şarkıya çevirdim. bu anı, bir kahve ile taçlandırmalıydım. hani yağmur başlasa çıldıracağım yalnızlığın romantizminden keyifle derkeen... ilk damla, hedefi vurdu fincanımda.
yudumlarken kahvemi, karıştım yağmura, yağmur denize. İzledim, izledim, hiç bitmesin istedim.