19 Ağustos 2010 Perşembe

sanırdım ki


sözcüklerini hücrelerine ayırıp daha sonra itina ile seçip inşa etsen de doğru anlaşılamayabiliniyormuşsun!


niyetler farklı olunca, vurgunun hangi sözcüğe yapıldığının bir önemi kalmıyormuş. insanı da en çok bu anlaşılamama durumu yoruyormuş.. sanırdım ki iki makul insan egolarını kenara bırakıp dostane bir tavırla tüm sorunları çözebilir, yanlış anlaşılmaları giderebilir, dahası insan konuşarak her sorunun üstesinden gelebilir.! denedim ki kimi zaman tüm çabalar faydasız kalabiliyor. iletişim denilen bilgiç sözcüğün büyüsüne inanıyorum. onca sene eğitimini aldığım konuda son 8 ayda iletişemedim sadece itişebildim.


kurulan cümlenin basit anlamları bile çarpık bir ayna ile size yansıtıldığında cümlelerden medet ummayın, niyeti sorgulayın.


*fotoğraf, onur pehlivan


13 Ağustos 2010 Cuma

buralardaydım

uzakta değil

buralardaydım.. 

okudum ama yazamadım.

tozlanan cümlelerimi sevemedim.

yenilerini bir araya getiremedim.

öğüttüm kendimi.

değirmenimi kendim seçmiştim

ruhum çok yandı. 

açılmaya yüz tuttu sargılarım

korkuyorum bakmaya

26 Mayıs 2010 Çarşamba

zulada kalmış bir yazı:bazen


bazen

ne gitmek

ne kalmak

ne susmak

ne konuşmak

ne de yazmak geliyor içimden

*

oyun oynadığım sözcüklere sırt çeviremiyorum

elimde bir virgül ile uykuya dalacakken

yükü beynime çöküyor sözcüklerin

yazmam gerekliliğini hissediyorum,

hissettiriliyorum

sözcüklerin esaretinden ancak yazarak kurtulabiliyorum

nasıl başlayacağımı

nasıl biteceğini bilmeden

harfler birbirinin yanına ilişiveriyor

tek solukta el ele tutuşurken onlar,

bir ünleme dolanıyor, asla noktayı koyamıyorum!


*fotoğraf, onur pehlivan

25 Mayıs 2010 Salı

olursa


olursa kız bebeğim olsun.

herşeyi unuttursun.

pıtırcık burnu

tontiş parmakları

kokusu bir ömre bedel

gülüşü nedensiz olsun

en yoğun işimin arasında

usulca sokulup öpsün

benim bir kızım olsun

annesinin can yoldaşı
annesi biricik kızının oyun arkadaşı olsun

yılların hediyesi olsun

28 Nisan 2010 Çarşamba

14 Nisan 2010 Çarşamba

ayna

*
ayna beni yansıtsana

ayna beni yanıltsana

gözümü kapadım

sen çıkar gizemleri

söz kızmayacağım

ayna beni anlatsana

sustuklarımı açıklasana

hissettiğim ama göremediğim

derinlerdeki küçük kızı bulsana

ayna susmasan

bu gece konuşsan

beni yormasan..
**fotoğraf, onur pehlivan

pasta


Lale bana pasta yap

neşeli ve kocaman bir pasta amaa

yemekten yorulayım, uykuya dalayım

sen başla pastayı yapmaya

çalarsa kapı ben giderim açmaya

yaparken seni izleyeyim.

dilersen yardım da ederim

süslerken fikrimi alırsan sevinirim

kırmızı bir mazda

minik bir bebek

bir avuç eriği paylaşan saçları topuz iki ihtiyar teyzeyi

unutma

yaparken pastayı

biliyorum ki

ikimiz de aynı şeyleri düşüneceğiz

“neleri beklerken neleri yaşadık

en çok nerede yanıldık”

ben çayı demliyorum Lale

söyle fırına çabuk pişirsin pastayı

çünkü bekleyecek sabrım kalmadı

arkadaşlar gelecek daha!