anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2010 Çarşamba

pasta


Lale bana pasta yap

neşeli ve kocaman bir pasta amaa

yemekten yorulayım, uykuya dalayım

sen başla pastayı yapmaya

çalarsa kapı ben giderim açmaya

yaparken seni izleyeyim.

dilersen yardım da ederim

süslerken fikrimi alırsan sevinirim

kırmızı bir mazda

minik bir bebek

bir avuç eriği paylaşan saçları topuz iki ihtiyar teyzeyi

unutma

yaparken pastayı

biliyorum ki

ikimiz de aynı şeyleri düşüneceğiz

“neleri beklerken neleri yaşadık

en çok nerede yanıldık”

ben çayı demliyorum Lale

söyle fırına çabuk pişirsin pastayı

çünkü bekleyecek sabrım kalmadı

arkadaşlar gelecek daha!

18 Ocak 2009 Pazar

unutmuşum

aşağıdaki metni, sanırım bir sene önce yazmışım. yayınlamayı unutmuşum.

çocukluğumdaki kiraz

geçen sene doğum günümü kutlarken antalya’da arkadaşlarıma demiştim; seneye beni unutun, ailemin yanında olacağım diye.. planım gerçekleşti. yeni yaşımı ailemin yanında, eskiyen yaşların acısını çıkartarak kutlayacağım. acaba kaç yaşını kutlayacak diye yükselen soru cümlelerini duyuyorum. annem yazdığımı duymasın sakın! haziran ayı içinde 30 yaşımı doldurmuş olacağım.

40 günlük bebekken gelmişim kiraz’a: çocukluğumun mutluluk kalesine. uzaklıklar beni kiraz’a daha düşkün yaptı çocukluğumdan beri.. küçükken tire’ye gittiğimizde ki aslında tireliyiz. kiraz’a dönmek için çırpınırdım. hatta bir keresinde anneme “anne kiraz’a gidelim, gölgelerini bile özledim” demişim. veee tabi kiraz’da almışız soluğu..

oysa gittiğim şehre alışırım ben, istanbul’dan korkarım ayrı ama orada yaşamak gerekirse orada da yaşarım fakat tercih etmem o ayrı mesele..!

sokaklarında dolaşırken kiraz’ın, anılarımı topluyorum bir bir.. henüz “hey gidi gençlik” demiyorum ama içten içe şanslı sayıyorum kendimi.

komik ama derede terlik yüzdürdüğüm yaşlarda ben dünya’nın suludere köyü’nde bittiğini, sonrasının büyük bir boşluk olduğunu sanıyordum.

çıtlık sevdasına annemden gizli köy köy gezdiğimi, salçalı ekmek yemek için kolcu nine’ye gitmemin sebebi o eşsiz lezzetli ekmek miydi yoksa kolcu nine’nin tatlı şefkati mi, şu an bilemiyorum.

uçmayan uçurtmalarım, yağmurlu günlerde peter pan’a yazdığım mektuplar,

özgür ve uygar ile peşine düştüğümüz uzaylılar…

değişmeyen bir şey var pazar günleri hala sıkıcı kiraz’da..
*görsel kiraz'da yapılan iğne oyası motiflerinden güzel bir örnektir.

6 Ocak 2009 Salı

nasıldı..?

o, gelecek diye evin içinde arı maya gibi debelenmek ve kapımda çiçekle beliren sevdiğimi görmek nasıl bir duyguydu? neye küser, alınır ve nasıl affederdim? kaprislerim çekilir miydi? eğlenceli mi, karamsar mı, çocuksu mu ya da kadınsı mı idim?
tartışmayı uzatır mı yoksa çoktan konuşacak başka neşeli bir konuya mı geçmiş olurdum? yeterince fedakar mıydım? kaç kere çileden çıkartır kaç gülüşle kendime aşık ederdim? severken de kendim kalmayı başarabilmiş miydim?

ağlamaktan yorgun düştüğümde çok mu savunmasızdım? en çok neye sevinir, en çok ne zaman susardım? gelen güzel mesajı kaç kere okur, zihnime kazırdım? buluşmaya geç mi kalır yoksa vaktinde mi hazır olurdum?

pencerede yolunu gözlerken, özlediğim çok mu belli olurdu? ve o esnada hangi şarkıyı söylerdim? çapkın mı bakardım ya da bir çırpıda belli mi olurdu korkularım? yalan söylediğimde gözlerimi mi kaçırırdım?

kahve pişirirken gösterdiğim sabrı, severken de gösterir miydim? adaletli olmayı başarabilmiş miydim?

“seni seviyorum” derken, gözlerimin buğusu sesime yansır mıydı?

bunların hepsini unuttum.

bir süredir ıskalıyorum hayatı..

9 Kasım 2008 Pazar

yenisi


hiçbir şeyin yenisini istemiyorum. elimdekiler bende kalsın. hatta eskilerimi de toplamak istiyorum.
bu kadar özleyeceğimi bilsem hiçbir eskimi göndermezdim, hiçbirinin gitmesine izin vermezdim.. yeniler ile bir yere varılmıyor, yokluğu acı dahi vermiyor. yeninin yerini hemen yeni bir yeni doldurabiliyor. fakat her yeni, eskiyi hep özlemle hatırlatıyor. özlem büyüyor..
geçmişe dayanan dostluklar öyle sıcak ki..öyle vazgeçilmez.
eski sevgililer bile onca yaşanmışlığa, kırgınlığa rağmen o sana kıyamıyor, sen ona kıyamıyorsun. özenin derecesi hep en hassas seviyede tutuluyor. uzaktan izliyor, şefkatin hep onunla oluyor.
yeniyi, tek kalemde yok sayarken, eskiyi yok sayma düşüncesi bile üzüntü veriyor.
yolumun kesiştiği tüm güzel insanlar, sizi çok özlüyor ve hep saygı ile anıyorum. iyi ya da kötü tüm yaşanmışlıklar adına sevgilerimle.

7 Aralık 2007 Cuma

2 aralık 1998 ankara

eski kitapları karıştırırken hint masalları isimli ankara'dan satın alınan kitabıma yazmışım aşağıdaki dizeleri;

" yürürsün..
darmadağınsındır
dinlediğin masalları,
şimdi kendi kendine okursun.
uyumak için değil;
yaşamak
anlamak
tek amacın "