zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2024 Salı

kum

kum saatinden akan kum,

kalbimin yangınını elbet söndürecek!

6 Ocak 2009 Salı

nasıldı..?

o, gelecek diye evin içinde arı maya gibi debelenmek ve kapımda çiçekle beliren sevdiğimi görmek nasıl bir duyguydu? neye küser, alınır ve nasıl affederdim? kaprislerim çekilir miydi? eğlenceli mi, karamsar mı, çocuksu mu ya da kadınsı mı idim?
tartışmayı uzatır mı yoksa çoktan konuşacak başka neşeli bir konuya mı geçmiş olurdum? yeterince fedakar mıydım? kaç kere çileden çıkartır kaç gülüşle kendime aşık ederdim? severken de kendim kalmayı başarabilmiş miydim?

ağlamaktan yorgun düştüğümde çok mu savunmasızdım? en çok neye sevinir, en çok ne zaman susardım? gelen güzel mesajı kaç kere okur, zihnime kazırdım? buluşmaya geç mi kalır yoksa vaktinde mi hazır olurdum?

pencerede yolunu gözlerken, özlediğim çok mu belli olurdu? ve o esnada hangi şarkıyı söylerdim? çapkın mı bakardım ya da bir çırpıda belli mi olurdu korkularım? yalan söylediğimde gözlerimi mi kaçırırdım?

kahve pişirirken gösterdiğim sabrı, severken de gösterir miydim? adaletli olmayı başarabilmiş miydim?

“seni seviyorum” derken, gözlerimin buğusu sesime yansır mıydı?

bunların hepsini unuttum.

bir süredir ıskalıyorum hayatı..

10 Temmuz 2008 Perşembe

kısa bir mola

izliyorum..izliyorum cama yapıştırıp yanağımı olan biteni. kimi zaman kollarımı kavuşturarak, kimi zaman şarkı mırıldanarak. kimi zaman alnımı da yaslayarak cama.. öylece durmalıymışım gibi geliyor. olan biten anlamsız geliyor. anlık tepkilerimle geçiştiriyorum durumları. nereden çıktı şimdi bu "bekle, bekle ve gör, neler olacak bakalım" düşüncesi? elbette evhamlanıyorum. ben alışkını değilim ki kendimin durgun, sakin, sabırlı hallerine... oluruna bırakmayı mı öğrendim ne? yoksa neyin nesi bu boşvermişlik?

şimdi yazarken bile omuz silkiyorum.. hayret bişey yaa..anlayamıyorum. kendi kendime mi inadım!
hayallarim eşit uzaklıkta her bir düşüme. yönümü bilemiyor, hiç bir düş tablosuna koyamıyorum kendimi. yüreğim demir attı. mıh gibi. kımıldamıyor, kımıldatamıyorum. anladığım kadarı ile ürküyor.
üzülüyorum aslında.. farkındayım. hiç bir zaman umutsuzluğa düşmedim ancak bu durum sessiz bir teslimiyet, kabulleniş.
abartılı isteklerim olmadı hiç hayattan. dinginlik ve denge istedim doğadan.dün gece uyku öncesi sezinledim ki hayallerimde bir başkası yok artık. orta yaş halimi kurguladığımda minik ve şirin bir evde, mutfakta kahvaltı hazırlıyorum tek kişilik, iç dünyası çok kalabalık olan kendime. hoş bir serinlik var masada. nergis çiçekleri tabaklara uyumlu, vazoda. antalya'daki şirin evimin çok kere tanık olduğu manzara aslında bu! o yüzden biliyorum yine üşeneceğim fırından ekmek almak için evden çıkmaya :)
korkutmuyor yalnız yaşlanmak, ama neden çayını doldurabileceğim bir fincan daha olmasın o kahvaltı masasında?
......................................düşüncelerim karıştı..........derin bir iç çekiş.......zamana teslim olmak en iyisi. en iyisi putuheba sen iyice yapış o, olanı biteni izlediğin cama!