
son haftaların en çok konuşulan filmi, ıssız adam’ı dün izledim. çağan ırmak sade bir konuyu, en sade bir biçimde anlatarak, etkileyiciliği yine sağlamış. hüznün ve mizahın dengesinde.
ilk on dakikada filmin içine girmekte zorlanırken, ikinci yarıda filmin bir parçasıydım. beni en çok etkileyen; filmin sonunda sevgililerin karşılaşmasında, iç seslerinin duygularını dile getiriliş biçimi oldu. yokluğunda, bir sevgiliye yazılan içten bir mektup gibi… sustuklarımız, göz yaşlarımızla buluştu. anladım ki tutku, tüm suskunluklara rağmen bitmiyor aksine artıyor.
yalnızlığım, bir kez daha yüzüme vuruldu. canım acıdı, hayıflandım. yalnız uyumaya alışmak, belki de yalnızlığa teslimiyetin en acı noktası. sevdiğinle uyumayı özlerken, gözüne uykunun girmemesi. tüm yalnız insanların yaşadıkları, başarılı bir gözlemle sinema severlere aktarılmış durumda.
film bu kadar ilgi ve beğeni topladığına göre, biz ıssızların sayısı hiç de azımsanmayacak düzeyde. tutunmaya çalışırken bir aşka, bir anda içine işleyen yalnızlığın o yanıltıcı kafanın rahatlığı duygusu, korkularını kamufle ederken en tatlı yerinde maalesef ki vazgeçivermek en kolay çözüm olmakta.
filmin müzikleri başlı başına sürükleyici, duyguları betimleyici.
çok söze gerek yok açıkçası. izlenmeli.
ödünç alınan bedenlere değil, ait olunan aşklara…
ilk on dakikada filmin içine girmekte zorlanırken, ikinci yarıda filmin bir parçasıydım. beni en çok etkileyen; filmin sonunda sevgililerin karşılaşmasında, iç seslerinin duygularını dile getiriliş biçimi oldu. yokluğunda, bir sevgiliye yazılan içten bir mektup gibi… sustuklarımız, göz yaşlarımızla buluştu. anladım ki tutku, tüm suskunluklara rağmen bitmiyor aksine artıyor.
yalnızlığım, bir kez daha yüzüme vuruldu. canım acıdı, hayıflandım. yalnız uyumaya alışmak, belki de yalnızlığa teslimiyetin en acı noktası. sevdiğinle uyumayı özlerken, gözüne uykunun girmemesi. tüm yalnız insanların yaşadıkları, başarılı bir gözlemle sinema severlere aktarılmış durumda.
film bu kadar ilgi ve beğeni topladığına göre, biz ıssızların sayısı hiç de azımsanmayacak düzeyde. tutunmaya çalışırken bir aşka, bir anda içine işleyen yalnızlığın o yanıltıcı kafanın rahatlığı duygusu, korkularını kamufle ederken en tatlı yerinde maalesef ki vazgeçivermek en kolay çözüm olmakta.
filmin müzikleri başlı başına sürükleyici, duyguları betimleyici.
çok söze gerek yok açıkçası. izlenmeli.
ödünç alınan bedenlere değil, ait olunan aşklara…