itiraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
itiraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2009 Pazartesi

son


dolanan ruhum
aradığını buldu
huzura uyuyor
aşka uyanıyor

11 Haziran 2009 Perşembe

my secret

I was a student at University of Akdeniz Public Relation Master Programme. We were going to enter examination a lesson that named was “Brand Management” end of the term. This lessons’s teacher was coming from University of Anadolu.

We were talking about examination with teacher and he told us “you can take to copy my notes which are on the table after the lesson.” End of the lesson we took all notes from on the table with my friend. The other students were going to take from us. First we went a copy center that in the campus after than we decided to go eating lunch. Because copy center owner told us “it takes long time” We said ok. We could came back again after the lunch.

One hour later we went copy center for taking our copies. While we were paying copies of money we recognized that something was wrong. Our copies were too many pages. We read first page than looked each other and smiled. The title was like this “ You should speak as your brand!”. This title was our teacher’s new book which will press two mounts later. Of course it was surprised. At first we thought “we steal teacher’s book and copied it. We are scient thiefs.”After three minutes later we decided that we won’t talk this situation. But our face of color were red.

We put notes on the table like a not do anything. Two week later we were going to enter examination from this lesson.

Me and my friend studied from teacher’s book not the notes..Of course we couldn’t studied whole book. Because the book was very thick.

When we learnt our examination’s points we lived dissapoinment. Me and my friend points were lower than the other.Because the others only studied from notes. But we studied from the unpublication book there for we confused allthing..

Our story’s main idea is : It must be the God’s justice :)

19 Aralık 2008 Cuma

dinlemiyorum


fark ettim ki
hızlı konuşanları
eee duraksamalı konuşanları
yüksek sesle konuşanları
ses tonu pürüzlü olanları
sakız çiğneyerek konuşanları
alkolün etkisi ile sohbeti uzatanları

biliyorum ki kabalık bu yaptığım neyse ki dinlemediğimi nazikçe kamufle ediyorum ama dürüst davranmalıyım ki “dinlemiyorum”.

29 Ağustos 2008 Cuma

sol yanım


yüreğimin dilinden en iyi küçük serçe parmağım anlıyor nedendir bilinmez..? ikisi de sol yanımda olduğu için mi ki? bu sadece bir tahmin. sol elimin serçe parmağı 2 senedir sızlamamıştı.. birden sızıyı hissedince yüreğim gözyaşlarını dizginleyemedi. tüm senelerin sızıları geldi aklıma. canımı yakan tüm sözler..yaptığım haksızlıklar… beni daha çok üzen duyduklarım değil benim söylediklerim ya da sustuklarım!

en büyük vicdan azabım; onca yoğunluğumun içinde msn’de gözüm sana ilişti. sana söyleyemesem de; sen bana beni sevdiğini söylediğinde ben sadece “teşekkür ederim” dedim ya o an dünyanın en aptal yanıtını verdiğimin ve de seni ne kadar üzdüğümün farkındaydım. sevginin kutsallığına en çok inanlardan biri olarak, o güzel sözlerin karşılığında sadece “teşekkür ederek” sanma ki çok duyarsız biriyim..sana vereceğim her yanıt seni zaten üzecekti, ben o an sadece “teşekkür ederim” diyebildim.

gerçekten üzgünüm..ben de içerliyorum inan! sevgisizliğin uçurumunda, güvenilir bir sevgiyi göz ardı etmek sanma ki kolay.. bunu bil bana yeter. ve de artık başkası var mı diye sorma.. çünkü yok.

gözyaşlarım çene altımda buluştu, rotasını şaşmadan! en azından onlar bile buluştu diye bayat bir cümle yazmadan edemeyeceğim,

kim dedi anımsamıyorum ama güzel oluyormuşum ben ağlayınca. bana kalırsa şebek gibi oluyorum ya gerçi :)

ağlarken gülmek zorunda mıyım?

16 Ocak 2008 Çarşamba

4 şarkı bir ömür…

bir haftadan fazla sadece 4 şarkı dinliyorum, ardı ardına… fark ettim ki hiç sıkılmadım ve bunun üzerine düşünmeye başladım. kendimce mini bir gözlemdi aslında. yazacaklarım da kendi kendime yaptığım içsel konuşmalarım ve çıkarımlarım olacak zaten. ki çoğunun farkına yazarken varacağım.

nelerin mi farkına vardım? öncelikli olarak sevdiği şeylerden vazgeç(e)meyen biriyim. o yüzden arkadaşlıklarım uzun soluklu oldu hep. aşık olduğum kimseyi de çabucak silip atamıyorum hayatımdan. modern hayatın birliktelikleri bu yüzden bana yabancı ya!

sadece kişiler değil, sahip olduğum nesnelere de anlamlar yüklüyorum. onlar da vazgeçilmezlerim arasında; pembe ördekli pijamam, tombul kurşun kalemim, eflatun fularım, sağlam kişilikli siyah kayışlı saatim…

başkaca da ben sevmenin bıkmamak olduğunu, 4 şarkı ile bir ömür geçirebileceğimi anladım anlamasına da bana 4 şarkıyı söyleyecek adama rastlamadım… oysa birlikte 4 şarkıyı dinleyebileceğim adama razıyken…

hangi şarkılar olduğunu sonraki yazımda paylaşmayı düşünüyorum. 4 şarkıyla baş başa kalma zamanı…