26 Kasım 2008 Çarşamba

sabır


saatlerce odunun alev alışını, kıvılcım saçışını izledim. zamanın çok ağır işlediğini hissetim. yanılsama olsa bile hoşuma gitti bu duygu. 

bi süreliğine kayboluş...

bir nefes nargile dumanı, bir nefes iç çekiş. 

kendimi hayatın neresine koymalıyım? bilemedim.

kötü haberler alıyorum, ard arda.. omuzlarım düşüyor. üzülüyorum. neresinden tutmalıyım ki acının, hasarı en aza indirgeyebileyim? korkuyorum; çaresizlikten ve çare olamamaktan. yine ürperdi içim.

mutluluklarına tanık olduğum insanları üzgün görmeye alışamıyorum, telaşlanıyorum. kederi bazı arkadaşlarıma hiç yakıştıramıyorum. tabi hayat denilen bu koca hengamede benim yakıştırmalarımın hiçbir önemi olmadığının bilincindeyim! 

her nefeste sabır..

25 Kasım 2008 Salı

tereddütsüz

yola çıktım;
yalınayak.
saçlarım uyku mahmurluğunda.
kestirme bir yol buldum, düşlerime 
unuttuğum bir şey var,
kafamı kurcalayan
her neyse ya da her kimse,
boş veriyorum.
tereddütsüz olarak
sırtımı dönüyorum
çağıran ve geride kalan,
ardıma düşsün!


16 Kasım 2008 Pazar

dua


dua et derya! herkes bana, bunu söylüyor; üstüne, gönlüne göre birini iste diye ekliyorlar. hakkım var mı dua etmeye, talep etmeye? karşıma çıkan iyi insanların kıymetini bilemedikten sonra buna yüzüm yok benim. bu yüzden sadece minnet duyabiliyorum sahip olduklarıma. eğer kalbim denilen kadar temiz ise çıkacaktır karşıma yüreğimi aydınlatan, şefkatini esirgemeden. en umulmadık anda, ansızın!
sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum kendime ve tüm sevdiklerime her gece, vicdan hesaplaşmamı yaptıktan sonra. aşk acısı çekenlere ekstradan “sabır” diliyorum. çaresiz acının, yeri doldurulamayacak gidenlerin, açtığı yaraları kapatacak mucizevi bir ilacımız yok henüz.. elimiz kolumuz bağlı sabredeceğiz!

saçlarımı, omuzlarıma alıp, koyuyorum kafamı mis kokulu yastığa. üşüyen ellerim kendi kendilerine ısınıyorlar, uzunca bir süre sonra. kalbim sıcak, ellerim yalnız dalıyorum uykuya.

tanımadığım kimselere de iyi dileklerimi sunuyorum. hastalara acil şifalar..huzur içinde, mutlu bir uyku hepimize.

9 Kasım 2008 Pazar

yenisi


hiçbir şeyin yenisini istemiyorum. elimdekiler bende kalsın. hatta eskilerimi de toplamak istiyorum.
bu kadar özleyeceğimi bilsem hiçbir eskimi göndermezdim, hiçbirinin gitmesine izin vermezdim.. yeniler ile bir yere varılmıyor, yokluğu acı dahi vermiyor. yeninin yerini hemen yeni bir yeni doldurabiliyor. fakat her yeni, eskiyi hep özlemle hatırlatıyor. özlem büyüyor..
geçmişe dayanan dostluklar öyle sıcak ki..öyle vazgeçilmez.
eski sevgililer bile onca yaşanmışlığa, kırgınlığa rağmen o sana kıyamıyor, sen ona kıyamıyorsun. özenin derecesi hep en hassas seviyede tutuluyor. uzaktan izliyor, şefkatin hep onunla oluyor.
yeniyi, tek kalemde yok sayarken, eskiyi yok sayma düşüncesi bile üzüntü veriyor.
yolumun kesiştiği tüm güzel insanlar, sizi çok özlüyor ve hep saygı ile anıyorum. iyi ya da kötü tüm yaşanmışlıklar adına sevgilerimle.

31 Ekim 2008 Cuma

şimdilik açığız


msn’de arkadaşımdan öğrendim, bloglarımız mahkeme kararı ile kapatılmış! allah allah ne oldu dedim ve de bir anlam veremedim. suçumuz ne olabilirdi ki?

bloglarımız, oyun bahçelerimiz bizlerin. yazarak yara berelerimizi pansuman edebildiğimiz sözsel poliklinikler.

gelen yorumlar ise yoğun iletişim ortamında, yaşadığımız derin yalnızlıklara atılan birer çakıl taşı. 

kapandı, açıldı derken bir süre de olsa elimiz kolumuz bağlandı. ee ne yapıcaz şimdi derken alternatif çözüm yolları denendi, komşu gittik başka bir web alanına. 

tedirginim. blog arkadaşlarım da! duygularıma düğüm atıp kös kös oturma ihtimalinden dolayı da kaygılıyım.

acaba bloglarımıza dokunmamanız mümkün mü?



30 Ekim 2008 Perşembe

rüya


gülerim, ağlarım, sitem ederim ama hep kendime.. aklım çıkıyor dengelerim bozulacak diye, henüz oturmadı sanırım taşlar yerine!

“anne” sözcüğünün bir kadına ne kadar huzur verebileceğini rüyamda olsa bile yaşadım. aşk gibi tarifi imkansız bir duyguydu. o sözcüğü duyar duymaz içim ısındı, yüreğim aydınlandı. tüm hücrelerimin gülümsediğini hissettim. rüyalarımın belki de bir mesajı idi ama ben yorumlayamadım. fakat uyandığımda huzurlu olduğum kadar da buruktum da. büktüm dudağımı, düşündüm düşündüm…

iyimser olacağım ya en azından bunu yaşadım deyip çıktım işin içinden. deryaca bir çözüm işte!

aklıma geldikçe gözlerim doluyor, rüyamın tekrarı bu gece olsa keşke!

23 Ekim 2008 Perşembe

uzak


hızlı çarpıyor yüreğimin dalgaları. hüznün hassas dengesindeyim.. sağ gözümden damlarsa göz yaşım başkasına, soldan yola çıkarsa kendime içlenirim. genelde çene altımda buluşur gönlümün çiğ damlaları… beni bir ben mi en iyi anlarım?

bu yüzden mi uzağına bırakıyorum kendimi başkalarının? bir başıma çok korunaklıyım. incitilmek mi tüm kaygım?

mutlu kız modunda ahkam kesiyorum günlük hayatta! hüznüm ve mutluluğum o kadar içrek ki ayırdına varamıyorum. yarısı sökülmüş ve tekrar sarılmış bir yumak gibiyim anlayabilene aşk olsun, sözün gelişi değil cidden aşk olsun! ve de artık olsun.

gün içinde kendime dışardan bir kamera ile baktığımda; çalışırken gülümseyen, şarkı söyleyen, kimi zaman aklına komik bir şey gelip kahkaha atan, kimi zaman ekran koruyucuya bakıp hayal kuran ya da tek kaş havada olayı kavramaya çalışan bir derya’yı izliyorum. çıksa çıksa zorlama bir duygusal komedi olur benim hayatım ancak saray sineması’nda gösterime giren!

düşünmekten, anlam aramaktan, dolanmaktan, hayal kurmaktan, sayıklamaktan yoruldum!

.gel artık