uyku kaçar, arkasından seslenmeye gücüm yetmez, perdeye dolanır ve rüzgar ile bırakır gider...yastığıma sarıldım, bir ümit belki dalarım uykuya diye ama mümkün mü? hayal de kurmak istemedim. nedense ruhumun basamaklarında da gezinmek hiç cazip gelmedi geçen gece uykum kaçtığında. oturdum yatağa, bağdaş kurdum, başımı iki elimin arasına aldım. başladım düşünmeye..
aklıma izlediğim filmlerdeki, erkeğin kadına olan dokunuş sahneleri geldi. avuç içi ile sevilen kadınlar şanslı bana göre. çünkü gerçekten seviliyorlar demek. belki de avuç içi yüreğin dışavurumu. belki kadın da sezinliyor bu sevgiyi. çünkü hangi yapıda olursa olsun o dokunuş ile minik bir pisiciğe dönüşüveriyor tüm kadınlar.
avuç içindeysen bir erkeğin, kalbindesindir de! avuç içi ile dokunulmak; dokunuşun fısıltısı, ruhuna olan yakınlaşma, % 100 ait olma ve de şefkatin en narin noktası..
erkeğin avuç içinde uyumak; güzel olur zannımca.